en
otel / müzik / video
 

adı: Sanırım Yanlış Oldu

Şiir: Erman Çağlar

 

Benim değil bu dertler

Belki aşağıda Sibel Hanım var

36 numarada, dertler içinde

Belki onun olabilir,

Ona sordunuz mu?

 

Çünkü geçen gün yine yanlış

Dermansız bir dert getirdiler

Perdeler ütü tutmuyormuş

Dedim imkansız

Benim değil bu dertler

 

Belki aşağıda Sibel Hanım var

6. katta, sıkıntılar içinde

Belki onun olabilir?

Gerçekten de onunmuş.

 



chpchp gençlik kolları olarak daha yapacağımız çok işler var arkadaşlar. En başta seksiyi geri getirmeliyiz. Seksi bu ülkeden gideli yıllar oldu. amerika, avrupa bu konuya çok dikkat ediyorlar, çok kaynak ayırıyorlar ve geleceğe yatırım yapıyorlar. Ve amerika sekisiyi geri getirmeyi büyük ölçüde başardı da. Onların çok kaynağı var, süper güç falan diyeceksiniz ama bence öyle değil. Seksiye inanmışlar. Bir de tabii protestan ahlağını kapitalizme kusursuz uyarladıkları bir politik sistemleri var ama o da başka bir yazımızın konusu.


Mutfak
çekmecemize altın standartı getirdim. Altın standardı. Mutfak çekme
cemizi düzenleyen onlarca insan var, herkes kafasına göre bir hareket çekiyor. Herkes iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama benim kadar düşünen yok. Sevgiyle yapmıyorlar, gün içinde düşünmüyorlar. Bir şeyi gün içinde düşünmüyorsan, bir anda elindeki işi bırakıp o şeyle ilgili kararlar almıyorsan aslında belki de yapmamalısın. Ben bunu insanlara anlatamıyorum. Küçük kaşık var, tam küçük kaşık boyutunda bölme var, gidip küçük kaşığı büyük kaşıklarla aynı yere koyuyorlar. Ben bunu insanlara anlatamıyorum. BÖYLE ŞEYLERİ KİMSEYE ANLATAMIYORUM. Her şeyi tam o boyuttaki bölmelere koymak lazım sanırım.


 


seksi

bir sonraki seçimlerde, oylar chp'ye! (sloganımız)



 helo
Size de girdiğiniz her tartışmada siz haklıymışsınız gibi geliyor mu? Çünkü bana girdiğim bütün tartışmalarda ben haklıymışım gibi geliyor. Fotoğraf alakalı, geçen gün üç saat yürüdüm, arayıp buldum bu köfteyi. En iyi köfte bu. Bu köfteciyi bulana kadar dört tane falan çok iyi olmayan köfteci geçtim, yesem yerdim ama yemedim. Ben hayattaki gerçeklere de böyle ulaşıyorum; en iyisini, en güzelini saatlerce arıyorum, hepsine bakıyorum, bazısının içine girip beğenmeyince zihinsel engelli taklidi yapıp çıkıyorum, emek harcıyorum.


 
sss
Hastanemizin oksijenini yeteri kadar emdin hasta piç, ve şimdi ölmek zamanı!

 

ölüm, hastalık, hamilelik vs. bunlar yine çekilir. kaderde varmış dersin, bu dünya bir film ve bu filmin arkasında bizim anlayışımızı aşan bir senaryo, yönetmen koltuğunda ise manevi bir güç var, biz ise bizim için yazılan senaryoyu en güzel şekilde oynamakla mükellefiz dersin ve antibiyotiği içmeye devam edersin. Asla hastalıktan dert yanmam. Sadece doktora şikayetlerimi anlatırım. Ama kimsenin kimseyi özel hastane dergisiyle sınamaya hakkı yok. Orada, başında binbir dertle oturan bir insan düşünün, alzaymır dayım beni tanıyacak mı diye düşünüyor, üzülüyor. Dayısını çok seviyor. Dergiyi açıyor bakıyor ki, kolon kanseri sigara içen erkeklerde çok yaygın. Fotoğraf olarak da yandaki resim var. İnsanlar iyice üzülüyor. Buna kimsenin hakkı yok.


hek

Yine birileri bilgisayar klavyesine çok hızlı basarak para kazanacak. Vur tuşlara Hale Sürel, vur vur vurhekir. Küresel sermayenin facebook sayfasını ve email adresini eline geçiren meltem alternatif bir biçimde giyinerek, metal müzik dinleyerek, çok fazla kahve içerek ve laptop bilgisayarının kapağına çok fazla çıkartma yapıştırarak küresel sermayeyi heklemeyi yani bilgisayar korsanlığı yapmayı başarır. Bunu fark eden küresel sermaye bilgisayarına anti virüs norton kurar ama artık her şey için çok geçtir...

 

Otel: Kayıp Şarj (5. bölüm)


bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Erotik, Macera

Konu: Ajan Harris gönülsüzce de olsa eski komutanı Albay Harris'in kaçırılan kızını uluslararası suç örgütlerinin elinden kurtarmayı kabul eder. Ancak Albay Harris'in kızı çok güzeldir...

 

 


 

Otel: Biraz Kibarlık Her Zaman İyidir (6. bölüm)


bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Dans, Macera

Konu: Ajan Harris, bilgisayar korsanlarının CİA ve FBİ serverlarına sızması üzerine ifşa olur ve uluslararası suç örgütlerinin hedefi haline gelir. Artık Ajan Harris gittikçe daralan bir ölüm çemberinin tam ortasındadır...

 


Şiir: duvarların üstü kırık cam

yazan: Erman Çağlar

 

Duvar üstü yosunlu duvar

Ötesine geçemedim

Ardında nazlı yâr var

Ötesine geçemedim

 

Duvar üstü kırık cam

Üzerinden aşamadım

Yârin yeni çocuğu olmuş

Geçmiş olsun diyemedim


arifyapım aşamasında yapılan yanlışlık-lardan ötürü piksel art olan bir arif susam gif'i düşünün. artık teknoloji öyle bir yere geldi ki, böyle şeyler hayal olmaktan çıktı. 


eh

"kıymetini bil her şeyin" john berger'in yeni kitabının adı. kitabı alıp okudun mu diye sorsanız yanıtım negatif. okumadım yani. ama isim olarak çok güzel. kıymetini bil her şeyin / her şeyin kıymetini bil / bil kıymetini he rşeyin.

Bu arada her şeyin ayrı yazılır. Lütfen bu sitede birleşik yazıldığını görüp ileride "ayrı mı yazılı birleşik mi yazılır" tartışması olursa buradan hatırladığınız bilgilerle iddialarda bulunmayın.


Ben size yalan söylemek istemiyorum. j.j. abrahams'ın çektiği star wars filmi yerine düzgün bir transformers filmi gelseydi daha çok sevinirdim. ÇÜNKÜ BEN TRANSFORMERSI STARWARSTAN DAHA ÇOK SEVİYORUM. Bunda utanılacak bir şey yok. Birinde ışın kılıcı var, ötekinde arabayken aniden robot olan robotlar var. "Ama birinde destansı öykü var" diyecek gibi olduysanız ben ikisini de 13 yaşımda izledim, ikisinde de destansı öykü vardı, ben transformersı daha çok sevdim. Optimus prime'ın öldüğü bölüm gözümün önünden gitmiyor. transformers, more than meets the eye. geçen gün michael bay'in çektiği transformers'ı yine izledim, yine bir şey anlamadım. Olaylar niye dünyada geçiyor, neden bu kadar çok insan karakter var?  Anlamıyorum.



1- Ben internet sitesi yapmayı bilmiyorum.meh

2- Eski sitedeki yazıları nereye koyduğumu buldum, nereye koyduğuma inanamazsınız, zamanında external hard disk almıştım, oradan çıktı.

3- Bu siteye her yıl para ödüyorum.

4- Abi neden wordpress'de yapmıyorsun, çok güzel temalar var responsive, senin site şu haliyle responsive değil ve bir kullanıcı sitenin içeriğini ilk yirmi saniyede anlıyor, o yirmi saniyede kullanıcıyı siteye bağlaman lazım, yoksa kullanıcı gider. Senin siteye giren kullanıcıya "benim ürünüm bu, bu ürün sana bu faydayı sağlayacak" diyor olman lazım ve bunu yirmi saniyede veriyor olman lazım. O açıdan en azından html5 wordpress kullanman lazım. Neden wordpress kullanmıyorsun?

5- Çünkü annene sözüm var, asla wordpress'de yapmayacağım, daima microsoft frontpage 2007'de hetml olarak yapacağım diye söz verdim.

6- Sitemiz responsive değildir.

7-


Bazen yolda beni tanıyıp durduran insanlar bana soruyor: OTELİN BİR SONRAKİ BÖLÜMÜNDE NELER OLACAK? Ajan Harris gerçekten Mac Murphy'nin karısıyla sevişecek mi? Otelde işlenen cinayetlerin arkasında kim var? Ben gerçekten bilmiyorum. Sanırım bir yanlış anlaşılma var, otel serisini ENDER YILDIZHAN VE ANIL DUMAN yazıyor, yönetiyor ve seslendiriyor. Ben izlemiyorum bile. Ender çok eski arkadaşım, Anıl ise çok yeni arkadaşım ama ona da en az ender kadar güveniyorum. Bu arada otelin yeni bölümü gelmek üzere. Otel hayranlarına duyurulur ;)


DEĞMEZ

bir cihan kılıç filmi

Tür: Değmemesi, dram

Konu: Aslında değmeyen insanlar için çok değer veriyoruz ve sonunda üzülen yine biz oluyoruz...

 

aaaİbrahim tatlıses'in yıllardır kullandığı saç boyasını ne rüzgar, ne sert hava koşulları, ne de yoğun çalışma temposu  çıkartabildi, ama kafasına kalaşnikofla ateş edilince ancak öyle çıktı saç boyası. Ben o saç boyasının reklam ajansı olsam hemen onu kullanırdım. ----->



aaböyle çarpıcı bir şey olabilir mesela reklamın ilanı. Çünkü günümüzde reklamcılık hızlı düşünmeyi ve trendleri çok hızlı yakalamayı gerektiriyor. Mesela bir bakıyorsun tiwtterda #aslindaistdigim topic'i hot topic olmuş. İşte senin o anda #aslindaistedigim topic'iyle ilgili bir şeyler yazman lazım. Mesela sen reklam ajansısın ve şahin sucukları senin müşterin. Hemen twittera "Aslında istediğim sadece yarım kangal şahin sucukları #aslindaistedigim" diye twit girmen lazım. İşte reklamcılık ve sosyal medya budur. Size başka türlü anlatırlarsa inanmayın.



aaaRüyamda lord gibi bir şeydim. Emrimde çok insan var ama şehrimiz çamur içinde, altyapı çok kötü durumda, herkes bana şikayet ediyor ama doğru düzgün paramız da yok şehir olarak. "isterseniz bütün şehri baştan yapalım ama para lazım, tavuk vergisini falan arttırmamız lazım, mesela tavuk vergisini biraz arttırabiliriz, ne diyorsunuz?" diyorum, hemen sinirleniyor halk. "İyi amına koyayım arttırmayalım tavuk vergisini, sanki benim derdim, ben size yardımcı olmak için söyledim" diyorum, bu sefer de "belediye çalışmıyor, yollar hep çamur içinde" diyorlar. Aslında hepsini öldürebilirim ama iyi niyetli lord olduğum için öldürmüyorum. İyi niyetli lord olduğum için bana belediye başkanı gibi davranıyorlar. Sonra bir gün krallıktan elçi gelip bana "lordluk vergisine zam geldi, bugünden sonra iki katı daha fazla lordluk vergisi ödeyeceksiniz" diyorlar. Halkı meydana toplayıp olayı insan gibi anlatıyorum, "arkadaşlar lordluk vergisine zam geldi, mecburen tavuk vergisini arttıracağız" diyorum; "sen önce yolları düzelt" diyorlar. Ya yollarınız sikeyim, zaten ortaçağdayız, salgın hastalık yok ona şükredin diye düşünerek uyandım. Gerçekten belediye başkanı olmak istemem.



Otel: Havuz Başı (4. bölüm)

 

bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Ajan, Asansör

Konu: Asansörde gizemli bir yabancıyla tanışan Ajan Harris bir ölüm tuzağına doğru sürüklendiğini hissetmektedir.




aaaa
GROAGH.COM nasıl hazırlanıyor?:


1- Daha önceden hazırladığım italyan ekmeğinin hamurunu iyice unlanmış tepsiye eşit ölçüde elimle yayıyorum. Bir şekilde 220 dereceye kadar ısıtılmış fırına veriyorum. O sırada bira içiyorum.




fırın













 2- Fırına vermaden önce üzerine parmaklarımla delikler deliyorum (onu söylemeyi unuttum). fırına vermeden önce üzerine zeytinyağı sürüp biberiye ve kırmızı pul biber de serpiyorum (onu da söylemedim). yirmi dakika sonra fırından çıkartıyorum. Yirmi dakika boyunce bira içiyorum.



ekmek














3- Fırından çıkınca ekmeği kesiyorum, yanına fesleğen, roka ve çeşitli egzotik otlar koyup yanına da italyan salamı koyuyorum. Evde bira bitmişse mutlaka bira söylüyorum. Birayla birlikte yiyorum





koza

BİR GÜNDE TÜKENENLER BELGESELİ: TAVUK DÖNERİN YAŞAMI


 

----> Tavuk döner yaşamına streç filme sarılı donmuş tavuk döner olarak başlar. Tavuk döner gerekirse geçireceği inanılmaz ve masalsı değişim öncesi gerekirse günlerce, hatta haftalarca streç filme sarılı halde bekleyebilir.  Peki tavuk dönerler streç filmden çıkıp çözülmenin zamanının geldiğini nasıl anlıyorlar? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor...


koza yakin

 

 

----> Tavuk dönerin sadece bir günlük bir hayatı vardır. İnsanın hayatı ise yaklaşık yetmişbeş yıldır. Peki tavuk dönere kendi hayatı yetmişbeş yıl gibi mi gelmektedir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Ama zaten zaman nedir? Zaman yapay bir kavram değil midir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Mesela ünlü ingiliz yönetmen Christopher Nolan'ın filmi? Interstellar'da da mesela adamın (Matthew McConaughey) geçirdiği bir saat adama onyıllar gibi geliyor? Bilim şu an bu konuları açıklamaktan çok uzakta.


helo

 

 

----> İşte öğlen yemeğine doğru değişimini tamamlayıp kelebek olan bir tavuk döner. Belki hepimiz kelebeği bir böcek olarak görüp elimize "git" yaparız, belki odadan içeri girince dışarıya kovmak için onu elimizle pencereden dışarı doğru iteriz ama kaçımız tavuk dönerin sadece bir gün içerisinde geçirdiği bu masalsı dönüşümün farkındayız? Eminim çok azımız.


kelebek
----> İşte tavuk dönerin mesai saatinin sonuna doğru yaşadığı son saatler. Ölmek üzere, ama bunun farkında mı? Ölmek üzere gibi mi yaşıyor? Bütün çiçeklere konup, bütün nektarları emmek ister gibi halleri... Nektar ona kokain gibi mi etki ediyor? Bilim henüz bunu cevaplayamıyor. Ama umut ederiz ki, en azından, bir sonraki öğlen arasında bir tavuk döner yediğinizde tavuk dönerin sadece bir günü olduğunu hatırlayın ve ona göre yeyin. Çünkü sihir siz göremeseniz de her tarafımızda ve onu hissetmek için sadece hayal etmeniz yeterli... Aslında düşününce hepimizin içinde bir tavuk döner var.

 

Bütün bu masalsı süreci kamerası aracılığıyla bize ulaştırmayı başaran ve bir tavuk döneri ilk defa vahşi doğada görüntüleyen Hasan İnceler ise o anları işte şöyle anlatıyor:
BÜYÜK GÖÇLER

Sabır, acı, mutluluk... Bilgelik istedim! Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi. Zenginlik istedim! Tanrı, çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi. Cesaret istedim! Tanrı, üstesinden gelmem için bana tehlike verdi. İyilik istedim! Tanrı bana fırsatlar verdi...

Minik tavuk döner kozasından çıkmak için 2 hafta boyunca adeta eriyip tekrardan yaşama sarılıyor. Hücreleri yeniden filizlenerek kanatlarını oluşturuyor. Artık uçmak için hazır.

Tavuk döner bu ikinci hayatına uçarak devam edecek, haftalarca sürünüp sabırla bu günü bekledi. Kısacık ömrüne kim bilir neler sığdıracak, tavuk döner en takdir ettiğim, varlığına en çok saygı duyduğum canlıdır. Aslında düşününce eminim hepmizin içinde bir tavuk döner var...

 

Teşekkürler Hasan İnceler...





Otel: Başlangıç (1. bölüm)


bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Heyecan, Macera

Konu:ajan harris çok hakkettiğini düşündüğü kış tatiline bulgaristan'a gitmeye karar vermiştir. ancak kış tatiline glider'ı ile gitmek istemektedir. türkiye'deki bulgaristan konsolosluğu glider konusunda net bir şey söylememekle birlikte "herhalde bir sorun olmaz" der. Ajan harris "sorun olursa da glider'ı katlayıp sırtımda taşırım" diye düşünür ve yıldız dağlarından kalkış yapar. Gerçekten de sorun çıkmaz. Ancak bulgaristan'a ulaşabilecek midir?


Otel: Giriş (2. bölüm)


bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Bravo

Konu: Ajan Harris kış tatili için yıldız dağlarından glider'ı ile uçarak Bulgaristan'a geçer. Ancak onu Bulgaristan'da kötü bir sürpriz beklemektedir.


Otel: Snowboard (3. bölüm)

 

bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Macera, romantik

Konu: Ajan Harris snowboard eğitimi için bulgaristann parasıyla 350 leva, yani 2500 dolara yakın para vermiştir...





annes
Adım murat kalkavan. Beden eğitimi kazandım, ama gitmedim. Bedenden nefret ediyorum.

 gönül hareketi
Interstellar / Macera / Y: Christopher Nolan / O: Matthew McCoughney, Anne Hathaway / 2014

 

Hizmet hareketinin aklında sadece dünyanın her yanında türk okulları açmak vardır ama dünya bir yerden sonra biter. Bunun üzerine hizmet hareketi, hizmet hareketine mensub fen lisesi mezunlarını bir araya toplar ve "başka boyutlar: yaradanın imzası" sempozyumunu düzenler. Sempozyumun sonunda "allah istemeseydi bize bu zekayı vermezdi" diye düşünürler ve boyutlar arası kapı açarlar ve o kapıdan geçerek yıldızlararası ilk türk okulunu açarlar. Ancak dünyaya döndüklerinde onları korkunç bir sürpriz beklemektedir.



Hiç "çocuğun alnına bak, ne kadar da büyük..." diye üzüldüğünüz oldu mu? Hiç üzülecek bir şey yok, işleri yolunda, kız arkadaşı var güzel. Kız arkadaşı çok güzel. MANKEN GİBİ. Büyük ihtimalle mankendir zaten. Daha araştırmadım.

 

Güncelleme: Yazıyı yayınladıktan sonra yakın dostum Can Dalyan'la konuşurken konu konuyu açtı ve mevzu resimdeki çocuğun kız arkadaşına geldi. Can Dalyan'dan öğrendiğimne göre kız gerçekten mankenmiş. Teşekkürler Can Dalyan.

 

Güncelleme 2: Milyon dolarları olan ve kız arkadaşı manken olan insanlar bile bazen pantolonlarının paçalarını yaptırmaya üşenebiliyorlar ya da pantolonlarını terziye vermeyi unutabiliyorlar. Ya da böyle şeylerle uğraşacak enerjiyi kendilerinde bulamayabiliyorlar. Bu bizim gibi zengin olmayan, ünlü olmayan ve dünya üzerinde en ufak bir iz bile bırakmadan ölüp gidecek insanlar için değerli bir bilgi, ufak da olsa bir avuntu kaynağı. Demek ki pantolon paçası ayarlatmadan da oluyormuş. Bazen, paçasını ayarlatmaya uğraşamadığım, vakit ayırmadığım bir kotumu giyip işe gittiğimde iş yerindeki tuvaletlerin orada üzerimize bakıp kendimize çeki düzen vermemiz için konulan boy aynalarında kendimi görüyorum ve "işte insan böyle olmamalı" diyorum. Böyle paçalarla asla beş yıl sonra kendimi görmek istediğim yerde olamam. Ama sonra bu çocuğu ve kız arkadaşını hatırlıyorum ve "başka bir dünya mümkün" diyorum. Asker gazinosu mu lan burası, nizamiye mi? Milyon dolarlık şirkete neden boy aynası koyuyorsun?



selam
Sen azer bülbülü nereden tanıyorsun? Amına kodumu youtube'u...


Nereden geldiğini anlamadığımannenbir tekmeyle yere yığıldım. Senin ananı sikerim diyerek ayağa kalktığımda başka birisi kafamın yanına tekme attı. O kadar bacak nasıl açabiliyor diye merak ettim. Acaba karşımdakiler gerçek karate bilen onurlu dövüşüler miydi? Yattığım yerden karate mi biliyorsunuz diye sordum. Bir tanesi ayakkabısının ucuyla kafamı dürtükledi ve şöyle dedi: Evet biz çinliyiz.

 


 

helloBu nasıl mp3 reklamı ama. Rahatsız oldum. Bir an "acaba ben mi çok fazla porno izliyorum, bazı şeylerin içine çok mu girdim, bazı sitelerin kategoriler kısımlarını fazla mı karıştırdım?" diye düşündüm, ama sonra ne alakası var diye düşündüm. Samsung hatalı. En iyi samsung'un bilmesi gerekir böyle şeyleri. Hepsi sizin memleketten çıkıyor öyle pislik işlerin. Aslında oradaki mp3 playerların hepsine Muazzez ersoy'un nostalji serisinin ayrı bir albümünü yükleyeceksin. Nostalji bir, nostalji iki, nostalji üç şeklinde, sonra hepsini de bir şekilde ortadaki güney koreli kıza bağlayacaksın. Sanat olur, yerleştirme olur. Sanat zor bir şey değil ama biraz kafa yormak lazım, internette bakmak lazım.


 

 

annen
                olabilir
annen mi

Soldaki trt okul kanalının kaç senesinde çektiğimi hatırlamadığım reklam afişi. İtü üniversitesinin maslak kampüsünde çekmiştim. İtü'nün maslak kampüsünde ne işin vardı dersen onu da hatırlamıyorum. Sikeyim anasını. Kim bilir ne biçim işlerin peşinde maslak'a kadar gittim? Otuz yaşındayım, ömrümün yarısını hatırlamıyorum. Diğer, sağdaki fotoğrafı ise internette buldum. İnternette çok pis gezerim, bütün linklere tıklarım, gerekirse virüslü dosya indiririm, bilgisayarın amına koyarım, anakartı yakarım. Küçükken başka arkadaşlarımın süperonline internet şifrelerini çalardım internete girmek için. Faydasını gördüm ama, öyle bir porno da varmış onu öğrendim. Kadifeyle sürtünme ve statik elektrik. Afişi yapan ajansın sanat yönetmeni öyle şeylerden hoşlanıyor olabilir. Trt de genç işi modern çağdaş falan zannetmiştir. Ya da sormuşlardır "gençler şimdi böyle şeyler mi yapıyor? internet gibi bir şey mi bu? feysbukdan mı yapıyorlar?" diye. Trt sonuçta bilgisayarla ilgili program varsa jeneriğine tüplü monitör koyan bir insan, he evet gençlik böyle dayı demiştir ajans başkanı, Trt de çok mutlu olmuştur. Muhteşem. 



minar
Yaktıysa içini bir kez
Mimarlığın ateşi
Tuğlaya ihtiyacın yoktur
Apartman deseni yapmak için

 

sevgiler: ender yıldızhan


bim
Tek katlı bir bim olmak (şiir)

herkesi çağırın
bazı hisler hissediyorum
tanıdığımız herkesi çağırın
tek katlı bim gibi

tamam hissediyorum
tamam gibiyim
ama üstümde bir şeyler eksik
tek katlı bim gibi


 

Artist: Erman Çağlar 
Title: White Disaster
Album: Valleys of Ağrı Mountain
Genre: Drone / Experimental Black Metal

Erman Çağlar anadolu bozkırlarının uğursuz tınıları etrafında kurduğu müzikal dünyayı şöyle anlatıyor: "evde kendi kafamdan yaptım"

Albümün açılış şarkısı olan White Disaster'ın sözleri ise şöyle:

White disaster
Roads are closed
Children are dying

Because they're ill
And they have to go to the hospital
But the roads are closed
And ambulance cannot go to village
And villagers try to go to the hospital
With horses and etc.
but it's hard
Because white disaster

Closed the roads




Lazer epilasyon bir karar. Benim tanıdığım bazı insanların vermek zorunda kaldığı bir karar. Karar vermek zordur arkadaşlar. insana acı verir. Bazısının kızı doğum günü hediyesi olarak alıyor babasına lazer epilasyonu. Fırsat sitesinden alıyorlar. Hayatta nasıl bir yere geldim diye düşünürsün kızın doğum günü hediyesi olarak sana fırsat sitesinden lazer epilasyon alsa. Ben altmış yaşındayım, iki kızımı da evlendirdim, artık sevişmiyorum, neden bana lazer epilasyon alıyorlar diye düşünürsün. Ama altmışından sonra lazer epilasyona girmek biraz daha kolaydır belki. Saç ektirmek gibi bir şey ama tam tersi. Bir gün yakından tanıdığınız bir insanla sokakta karşılaşıyorsunuz, konuşuyorsunuz, bir farklılık var ama tam olarak ne olduğunu söyleyemiyorsunuz... Ense kılları yok.


MURAT KALKAVAN - MÜZİK




annLeonardo dicaprio'ya benzeyen kimse hayrını göremedi. Bir tane türk çocuk vardı o şizofren oldu. Şimdi devamlı takım eşortmanla dolaşıyor. Bizim bir tanıdığımız vardı, mahallede leonardo dicaprio diyorduk çocuğa, şişmanlamış, gerizekalı kardeşinin açtığı barda mutfakta meze aşçısı gibi bir şey olmuş. Ama gerçekten çok şişmanlamış. Suratı patates gibi olmuş. Ama mezeler çok iyi. Eli yatkın elemanın. Dışı köz bibere sarılı bulgar peynir panesi, elma dilim patatesler, köz patlıcan, köz patlıcana sarılı peynir, peynire sarılı köz patlıcan. Denemiş eleman. En azından denemiş. Yüce rabbim herkesi başka türlü sınıyor. Evlenmiş bir de eleman. Kendini mutfağa kapamış. Bir geldi yanımıza, dedim "bu o mu ya? Leonardo Dicaprio'ya benziyordu bu çocuk?


Ev müzisyeni Hasan İnceler dünyada olup biten bazı olaylara içerleyip evde kendi radyo programını yaptı. Hasan İnceler'i sinirlendiren karşısında yine Hasan İnceler'i bulur. Kimse bunu aklından çıkarmasın. HASAN KAVGAYA GİRERSE BEN DE GİRERİM




yerden

taş

al

 

bir hasan çağlar & erman inceler filmi

 

tür: kısa film, dram
durum: eskilerden
 

hissiyat: buruk

konu: yönetmen hasan inceler, oyuncusu erman çağlar'ı kameraya bakmaması konusunda defalarca uyarmıştır ancak erman çağlar ısrarla kameraya bakmaya devam eder. olaylar gelişmekten çok uzaktadır.



hello
Simulakrum (çoğulu Simulakra) doğadaki cansız maddelerin kendiliğinden, bir anda veya zamanla bir canlıya benzer biçim almasına ve bu tür oluşumlara verilen addır. Felsefede ise Jean Baudrillard görüşüne göre orijinali, gerçeği, ilk örneği olmayan; kendisi zaten kopya olan bir şeyin kopyasını anlatan bir terimdir.

simulasyon yani üç boyut... genelde insanlar bilmez ama Ender yıldızhan çok iyi üç boyut programı kullanabiliyor. Yukarıda bizi dergide birlikte aynı odada çalışırken çizmiş. teşekkürler ender. Bir keresinde Ender'e "üç boyut zor olmuyor mu?" diye sordum, bana "aslında zor değil, mesela kafa çizerken sadece kafa çiziyoruz, içine beyin çizmiyoruz çünkü gözükmeyen şeyleri çizmek amelelik, üstelik megabayt olarak çok büyüyor dosyalar" dedi. Şöyle düşündüm: "ya bu gerçek hayat gibi aslında..." 

Çünkü gerçek hayatta da bazen insanları görürüz ama bazen içleri boştur.


Artis
: erman çağlar
title: etten duvar
albun: mütahite verdim 
genre: semphonic metal

Hasan inceler askerden henüz dönmüştü. Aklında ise tek bir şey vardı: Sevdiğini görebilmek...
Askerden kıza yazdığı mektuplara cevap alamamıştı. 
Kızın babası evliliklerini değil, Hasan'ı onaylamıyordu. 
Çünkü Hasan grafik tasarımcı ve / veya müzisyen olmak istiyordu.
Hasan askerden dönünce ilk iş olarak kızın oturduğu apartmanın önüne gitti. Niyeti kızı görmek, gerekirse babasını da görmek ve yüzleşmekti. Bütün bunlar ne demek oluyordu? Hasan cevap istiyordu. 
Fakat Hasan kızın apartmanının önüne vardığında etten bir duvarla karşılaştı.
Kızın oturduğu apartman kat karşılığı mütahite satılmıştı ve alt katı kebapçı olacaktı. Ama henüz olmamıştı, o yüzden çıplak inşaat kebap resimleriyle kaplanmıştı.


Bu aslında çok güzel program olacaktı. Ama ne olacağını bulamadık. Herkese sordum bunu ne yapalım diye, kimseden tatmin edici bir cevap alamadım. Birisi bağcılara gidelim orada çekelim dedi, birisi turizm üzerine bir şeyler çekelim dedi. Ama jeneriği de yapmış bulundum. Jenerik çok iyi olduğu için atmaya da kıyamadım. Belki böyle daha iyidir. Kim bilir? Ben jenerik yapmayı çok seviyorum.


anneİşini bu kadar severek yapan insan kaldı mı amına koyayım? Böyle bir tutkuyu artık bulamazsın. Sertifikayı alan yogacı oluyor, düğün çiçekçisi oluyor işini bırakıp. İşini seven insan çok az. Hem Steven Seagal'den hem de filmin özetini yazan insandan bahsediyorum. Özellikle filmin özetini yazan insandan bahsediyorum. Öncelikle önüne nasıl bir senaryo gelirse gelsin okumadan evet diyen, film boyunca herkesi sıkılmadan aikido hareketiyle öldüren Stevev Segal'i tebrik ediyorum. Aikidoyu sevdirdin. Filmin özetini yazan insanı ise bilmiyorum. Belki stajyer, belki maaş bile vermiyorlar, belki sigortası yatmıyor. Film özeti olarak "Steven Seagal'in kızı kaçırılmıştır. Onu zorlu bir görev beklemektedir." yazsa kimse gelip "ya senin yapacağın işi sikeyim, Steven Seagal'in kızı değil oğlu kaçırılıyor, o yüzden fransız sömürgesi olan bir güney afrika ülkesinde çok iyi korunan bir tesise girmesi lazım ama operasyonun sonunda ihanete uğradığını anlıyor. En azından özetini okusaydın imdb'den falan amına koyayım" demez. Ama kalbinde yanan bir ateş var çocuğun. Onu tüketiyor, ama aynı zamanda ona muhteşem film özetleri yazdırıyor. Bilmiyorum. Ne zaman işler yolunda gitmezse, hayat bana oyunlar oynadığında, kredi kartı borcum fazla olduğunda, bu yazıyı cüzdanımdan çıkartıp okuyorum. Bana devam etme gücü veriyor.


sikeyim mesainizi çok afedersin, ben gidiyorum. sabahın dokuzunda "misafirler için ayrılmış tuvaletlere kaka yapıyorsunuz, bu konu daha önce de gündeme gelmişti, lütfen biraz daha dikkat edelim" diye mail aldım. nelerle uğraşıyorum amk, kot yelek giyen insan var ofiste.