Biz malesef yaşamak zorundayız

 Bu lanet güvercinler yuva yapmak için dallarımızı da koparsalar, kendinden başka, o anki derdinden başka derdi olmayan kediler tırnaklarıyla parçalarımızı da koparsa yaşamak zorundayız. Pazarlık yapmadan, iltimas geçmeden. Her gün görüyorum, hayatı kendilerine tahsis edilmiş bir tesis gibi yaşıyor nu hayvanlar. Malesef güvercinle bile rekabet içinde olmalıyız, hayatı güvercinden daha fazla sahiplenmeliyiz. Ona patronun kim olduğunu göstermeliyiz. Güvercin bize baktığında, o gagaladığı ekmek kırıntısı kadar beyniyle bizi "sahibi geldi" diye işlemleyebilmeli. Güvercinin güvenini kıracak kadar kendimizden emin durmalıyız. Kediye acıyan zaten önce kendine acısın. Bunlar genetik olarak küstah kodlanmış hayvanlar. Yarın öbür gün hayvanların beyin kodlarını önümüzde bilgisayar kodu olarak görebildiğimizde, kediye baktığımızda renkten önce, boydan önce, küstahlığı göreceğiz. O gün, işte o lanet gün, "Cats ar arrogant: Here is whay" ve "You won't beleive cats are arrogant: Here is whay" diye makaleler bitki çıldırtan sıvısı yemiş çiçekler gibi açmaya başlayacaklar. Webtekno sitesinden türkçesini okursunuz, "kedilerin neden küstah olduğu anlaşıldı: bilimadamları inanmakta güçlük çekiyor" diye. Kedilerin antik mısırda farre kovalamaktan yaş mamaya alıştığı günümüze kadar olan süreç ihanetler ve entrikalarla işlenmiş, insanlığın malesef oturma odasına asılmış bir duvar halısıdır. Çoğu kedi de şerefsizdir.

groagh.com geri dönüyor, 20010'ların mizahı tekrardan zirve mücadelesine ortak oluyor.

Naber, nasılsınız? Groagh.com geri döndü. Başka hangi internet sitesi var? Facebook bitti deniliyor, instagram yasaklanacakmış, youtube parası olmayanın ağzına lokum diye malibu terlik sokuyor. Dışarıda dolaştığı, kedi köpek çişine bastığı, altı çingene sakızı gibi olmuş malibu terlikleriyle fakirin ağzının orta yerine bastırıyor ayağını. VİDEONUN İÇİNE REKLAM MI ALINMI, REKLAMIN İÇİNDE VİDEO MU VAR BELLİ DEĞİL... Netflix daha çok video üzerine bir site. Ve genelde aksiyon yani macera seven insanların izlediği dizileri veriyor. Bu durumda geriye sanırım tek bir site kalıyor: Groagh.com.

Yeni internete hoş geldiniz. Artık buradan haberleşeceğiz. Yapay zekanın ziyaret etmeye tenezzül etmediği siteler üzerinden insanlığımızı yaşayacağız. İnternet ilk çıktığında "çalışma işi bitti, artık internet çalışacak biz yatacağız" diye seviniyorduk. Yirmi beş yılın sonunda gelinen nokta ortada. İnternet yatıyor, biz çalışıyoruz. Şimdi "yapay zeka çıktı, biz yatacağız yapay zeka çalışacak" diye delirmenin manası var mı? Kendine biraz saygısı olan insan bu kadar gaza gelir mi ya teknolojik gelişme sağlandı diye? Dünya üzerinde üç tür insan var malesef: Biri yapay zeka çıktı diye linkedin hesabında devamlı yapay zekayla ilgili paylaşım yapan, ikincisi yapay zeka çağında hala facebook sayfasında türk kahvesi fotoğrafı paylaşıp açıklama kısmına "beni seven herkese afiyet olsun" yazan insanlar ve groagh.com a giren insanlar. O Yüzden internetin yeni çağına hoş geldiniz.

adı: Sanırım Yanlış Oldu
Şiir: Erman Çağlar


Benim değil bu dertler
Belki aşağıda Sibel Hanım var
36 numarada, dertler içinde
Belki onun olabilir,
Ona sordunuz mu?

Çünkü geçen gün yine yanlış
Dermansız bir dert getirdiler
Perdeler ütü tutmuyormuş
Dedim imkansız
Benim değil bu dertler

Belki aşağıda Sibel Hanım var
6. katta, sıkıntılar içinde
Belki onun olabilir?
Gerçekten de onunmuş.


chp gençlik kolları olarak daha yapacağımız çok işler var arkadaşlar. En başta seksiyi geri getirmeliyiz. Seksi bu ülkeden gideli yıllar oldu. amerika, avrupa bu konuya çok dikkat ediyorlar, çok kaynak ayırıyorlar ve geleceğe yatırım yapıyorlar. Ve amerika sekisiyi geri getirmeyi büyük ölçüde başardı da. Onların çok kaynağı var, süper güç falan diyeceksiniz ama bence öyle değil. Seksiye inanmışlar. Bir de tabii protestan ahlağını kapitalizme kusursuz uyarladıkları bir politik sistemleri var ama o da başka bir yazımızın konusu.

bir sonraki seçimlerde, oylar chp'ye! (sloganımız)



Size de girdiğiniz her tartışmada siz haklıymışsınız gibi geliyor mu? Çünkü bana girdiğim bütün tartışmalarda ben haklıymışım gibi geliyor. Fotoğraf alakalı, geçen gün üç saat yürüdüm, arayıp buldum bu köfteyi. En iyi köfte bu. Bu köfteciyi bulana kadar dört tane falan çok iyi olmayan köfteci geçtim, yesem yerdim ama yemedim. Ben hayattaki gerçeklere de böyle ulaşıyorum; en iyisini, en güzelini saatlerce arıyorum, hepsine bakıyorum, bazısının içine girip beğenmeyince zihinsel engelli taklidi yapıp çıkıyorum, emek harcıyorum.



Mutfak çekmecemize altın standartı getirdim. Mutfak çekmecemizi düzenleyen onlarca insan var, herkes kafasına göre bir hareket çekiyor. Herkes iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama benim kadar düşünen yok. Sevgiyle yapmıyorlar, gün içinde düşünmüyorlar. Bir şeyi gün içinde düşünmüyorsan, bir anda elindeki işi bırakıp o şeyle ilgili kararlar almıyorsan aslında belki de yapmamalısın. Ben bunu insanlara anlatamıyorum. Küçük kaşık var, tam küçük kaşık boyutunda bölme var, gidip küçük kaşığı büyük kaşıklarla aynı yere koyuyorlar. Ben bunu insanlara anlatamıyorum. BÖYLE ŞEYLERİ KİMSEYE ANLATAMIYORUM. Her şeyi tam o boyuttaki bölmelere koymak lazım sanırım.


Hastanemizin oksijenini yeteri kadar emdin hasta piç, ve şimdi ölmek zamanı!

 

ölüm, hastalık, hamilelik vs. bunlar yine çekilir. kaderde varmış dersin, bu dünya bir film ve bu filmin arkasında bizim anlayışımızı aşan bir senaryo, yönetmen koltuğunda ise manevi bir güç var, biz ise bizim için yazılan senaryoyu en güzel şekilde oynamakla mükellefiz dersin ve antibiyotiği içmeye devam edersin. Asla hastalıktan dert yanmam. Sadece doktora şikayetlerimi anlatırım. Ama kimsenin kimseyi özel hastane dergisiyle sınamaya hakkı yok. Orada, başında binbir dertle oturan bir insan düşünün, alzaymır dayım beni tanıyacak mı diye düşünüyor, üzülüyor. Dayısını çok seviyor. Dergiyi açıyor bakıyor ki, kolon kanseri sigara içen erkeklerde çok yaygın. Fotoğraf olarak da yandaki resim var. İnsanlar iyice üzülüyor. Buna kimsenin hakkı yok.




Yine birileri bilgisayar klavyesine çok hızlı basarak para kazanacak. Vur tuşlara Hale Sürel, vur vur vur hekir. Küresel sermayenin facebook sayfasını ve email adresini eline geçiren meltem alternatif bir biçimde giyinerek, metal müzik dinleyerek, çok fazla kahve içerek ve laptop bilgisayarının kapağına çok fazla çıkartma yapıştırarak küresel sermayeyi heklemeyi yani bilgisayar korsanlığı yapmayı başarır. Bunu fark eden küresel sermaye bilgisayarına anti virüs norton kurar ama artık her şey için çok geçtir...




Otel: Kayıp Şarj (5. bölüm)

bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi
Tür: Erotik, Macera

Konu: Ajan Harris gönülsüzce de olsa eski komutanı Albay Harris'in kaçırılan kızını uluslararası suç örgütlerinin elinden kurtarmayı kabul eder. Ancak Albay Harris'in kızı çok güzeldir...






Otel: Biraz Kibarlık Her Zaman İyidir (6. bölüm)



bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Dans, Macera

Konu: Ajan Harris, bilgisayar korsanlarının CİA ve FBİ serverlarına sızması üzerine ifşa olur ve uluslararası suç örgütlerinin hedefi haline gelir. Artık Ajan Harris gittikçe daralan bir ölüm çemberinin tam ortasındadır...
Şiir: duvarların üstü kırık cam
yazan: Erman Çağlar

Duvar üstü yosunlu duvar
Ötesine geçemedim
Ardında nazlı yâr var
Ötesine geçemedim

Duvar üstü kırık cam
Üzerinden aşamadım
Yârin yeni çocuğu olmuş
Geçmiş olsun diyemedim
yapım aşamasında yapılan yanlışlık-lardan ötürü piksel art olan bir arif susam gif'i düşünün. artık teknoloji öyle bir yere geldi ki, böyle şeyler hayal olmaktan çıktı.
"kıymetini bil her şeyin" john berger'in yeni kitabının adı. kitabı alıp okudun mu diye sorsanız yanıtım negatif. okumadım yani. ama isim olarak çok güzel. kıymetini bil her şeyin / her şeyin kıymetini bil / bil kıymetini he rşeyin.
Bu arada her şeyin ayrı yazılır. Lütfen bu sitede birleşik yazıldığını görüp ileride "ayrı mı yazılı birleşik mi yazılır" tartışması olursa buradan hatırladığınız bilgilerle iddialarda bulunmayın.
Ben size yalan söylemek istemiyorum. j.j. abrahams'ın çektiği star wars filmi yerine düzgün bir transformers filmi gelseydi daha çok sevinirdim. ÇÜNKÜ BEN TRANSFORMERSI STARWARSTAN DAHA ÇOK SEVİYORUM. Bunda utanılacak bir şey yok. Birinde ışın kılıcı var, ötekinde arabayken aniden robot olan robotlar var. "Ama birinde destansı öykü var" diyecek gibi olduysanız ben ikisini de 13 yaşımda izledim, ikisinde de destansı öykü vardı, ben transformersı daha çok sevdim. Optimus prime'ın öldüğü bölüm gözümün önünden gitmiyor. transformers, more than meets the eye. geçen gün michael bay'in çektiği transformers'ı yine izledim, yine bir şey anlamadım. Olaylar niye dünyada geçiyor, neden bu kadar çok insan karakter var? Anlamıyorum.
1- Ben internet sitesi yapmayı bilmiyorum.meh
2- Eski sitedeki yazıları nereye koyduğumu buldum, nereye koyduğuma inanamazsınız, zamanında external hard disk almıştım, oradan çıktı.
3- Bu siteye her yıl para ödüyorum.
4- Abi neden wordpress'de yapmıyorsun, çok güzel temalar var responsive, senin site şu haliyle responsive değil ve bir kullanıcı sitenin içeriğini ilk yirmi saniyede anlıyor, o yirmi saniyede kullanıcıyı siteye bağlaman lazım, yoksa kullanıcı gider. Senin siteye giren kullanıcıya "benim ürünüm bu, bu ürün sana bu faydayı sağlayacak" diyor olman lazım ve bunu yirmi saniyede veriyor olman lazım. O açıdan en azından html5 wordpress kullanman lazım. Neden wordpress kullanmıyorsun?
5- Çünkü annene sözüm var, asla wordpress'de yapmayacağım, daima microsoft frontpage 2007'de hetml olarak yapacağım diye söz verdim.
6- Sitemiz responsive değildir.
7-

Bazen yolda beni tanıyıp durduran insanlar bana soruyor: OTELİN BİR SONRAKİ BÖLÜMÜNDE NELER OLACAK? Ajan Harris gerçekten Mac Murphy'nin karısıyla sevişecek mi? Otelde işlenen cinayetlerin arkasında kim var? Ben gerçekten bilmiyorum. Sanırım bir yanlış anlaşılma var, otel serisini ENDER YILDIZHAN VE ANIL DUMAN yazıyor, yönetiyor ve seslendiriyor. Ben izlemiyorum bile. Ender çok eski arkadaşım, Anıl ise çok yeni arkadaşım ama ona da en az ender kadar güveniyorum. Bu arada otelin yeni bölümü gelmek üzere. Otel hayranlarına duyurulur ;)


DEĞMEZ

bir cihan kılıç filmi

Tür: Değmemesi, dram

Konu: Aslında değmeyen insanlar için çok değer veriyoruz ve sonunda üzülen yine biz oluyoruz...

İbrahim tatlıses'in yıllardır kullandığı saç boyasını ne rüzgar, ne sert hava koşulları, ne de yoğun çalışma temposu çıkartabildi, ama kafasına kalaşnikofla ateş edilince ancak öyle çıktı saç boyası. Ben o saç boyasının reklam ajansı olsam hemen onu kullanırdım. ----->

böyle çarpıcı bir şey olabilir mesela reklamın ilanı. Çünkü günümüzde reklamcılık hızlı düşünmeyi ve trendleri çok hızlı yakalamayı gerektiriyor. Mesela bir bakıyorsun tiwtterda #aslindaistdigim topic'i hot topic olmuş. İşte senin o anda #aslindaistedigim topic'iyle ilgili bir şeyler yazman lazım. Mesela sen reklam ajansısın ve şahin sucukları senin müşterin. Hemen twittera "Aslında istediğim sadece yarım kangal şahin sucukları #aslindaistedigim" diye twit girmen lazım. İşte reklamcılık ve sosyal medya budur. Size başka türlü anlatırlarsa inanmayın.

Rüyamda lord gibi bir şeydim. Emrimde çok insan var ama şehrimiz çamur içinde, altyapı çok kötü durumda, herkes bana şikayet ediyor ama doğru düzgün paramız da yok şehir olarak. "isterseniz bütün şehri baştan yapalım ama para lazım, tavuk vergisini falan arttırmamız lazım, mesela tavuk vergisini biraz arttırabiliriz, ne diyorsunuz?" diyorum, hemen sinirleniyor halk. "İyi amına koyayım arttırmayalım tavuk vergisini, sanki benim derdim, ben size yardımcı olmak için söyledim" diyorum, bu sefer de "belediye çalışmıyor, yollar hep çamur içinde" diyorlar. Aslında hepsini öldürebilirim ama iyi niyetli lord olduğum için öldürmüyorum. İyi niyetli lord olduğum için bana belediye başkanı gibi davranıyorlar. Sonra bir gün krallıktan elçi gelip bana "lordluk vergisine zam geldi, bugünden sonra iki katı daha fazla lordluk vergisi ödeyeceksiniz" diyorlar. Halkı meydana toplayıp olayı insan gibi anlatıyorum, "arkadaşlar lordluk vergisine zam geldi, mecburen tavuk vergisini arttıracağız" diyorum; "sen önce yolları düzelt" diyorlar. Ya yollarınız sikeyim, zaten ortaçağdayız, salgın hastalık yok ona şükredin diye düşünerek uyandım. Gerçekten belediye başkanı olmak istemem.


 

bir ender yıldızhan & anıl duman dizisi

Tür: Ajan, Asansör

Konu: Asansörde gizemli bir yabancıyla tanışan Ajan Harris bir ölüm tuzağına doğru sürüklendiğini hissetmektedir.

GROAGH.COM nasıl hazırlanıyor?:

1- Daha önceden hazırladığım italyan ekmeğinin hamurunu iyice unlanmış tepsiye eşit ölçüde elimle yayıyorum. Bir şekilde 220 dereceye kadar ısıtılmış fırına veriyorum. O sırada bira içiyorum.

2- Fırına vermaden önce üzerine parmaklarımla delikler deliyorum (onu söylemeyi unuttum). fırına vermeden önce üzerine zeytinyağı sürüp biberiye ve kırmızı pul biber de serpiyorum (onu da söylemedim). yirmi dakika sonra fırından çıkartıyorum. Yirmi dakika boyunce bira içiyorum.

3- Fırından çıkınca ekmeği kesiyorum, yanına fesleğen, roka ve çeşitli egzotik otlar koyup yanına da italyan salamı koyuyorum. Evde bira bitmişse mutlaka bira söylüyorum. Birayla birlikte yiyorum


BİR GÜNDE TÜKENENLER BELGESELİ: TAVUK DÖNERİN YAŞAMI

--->Tavuk döner yaşamına streç filme sarılı donmuş tavuk döner olarak başlar. Tavuk döner gerekirse geçireceği inanılmaz ve masalsı değişim öncesi gerekirse günlerce, hatta haftalarca streç filme sarılı halde bekleyebilir.  Peki tavuk dönerler streç filmden çıkıp çözülmenin zamanının geldiğini nasıl anlıyorlar? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor...

----> Tavuk dönerin sadece bir günlük bir hayatı vardır. İnsanın hayatı ise yaklaşık yetmişbeş yıldır. Peki tavuk dönere kendi hayatı yetmişbeş yıl gibi mi gelmektedir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Ama zaten zaman nedir? Zaman yapay bir kavram değil midir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Mesela ünlü ingiliz yönetmen Christopher Nolan'ın filmi? Interstellar'da da mesela adamın (Matthew McConaughey) geçirdiği bir saat adama onyıllar gibi geliyor? Bilim şu an bu konuları açıklamaktan çok uzakta.

----> Tavuk dönerin sadece bir günlük bir hayatı vardır. İnsanın hayatı ise yaklaşık yetmişbeş yıldır. Peki tavuk dönere kendi hayatı yetmişbeş yıl gibi mi gelmektedir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Ama zaten zaman nedir? Zaman yapay bir kavram değil midir? Bilim henüz bunun cevabını veremiyor. Mesela ünlü ingiliz yönetmen Christopher Nolan'ın filmi? Interstellar'da da mesela adamın (Matthew McConaughey) geçirdiği bir saat adama onyıllar gibi geliyor? Bilim şu an bu konuları açıklamaktan çok uzakta.

---> İşte tavuk dönerin mesai saatinin sonuna doğru yaşadığı son saatler. Ölmek üzere, ama bunun farkında mı? Ölmek üzere gibi mi yaşıyor? Bütün çiçeklere konup, bütün nektarları emmek ister gibi halleri... Nektar ona kokain gibi mi etki ediyor? Bilim henüz bunu cevaplayamıyor. Ama umut ederiz ki, en azından, bir sonraki öğlen arasında bir tavuk döner yediğinizde tavuk dönerin sadece bir günü olduğunu hatırlayın ve ona göre yeyin. Çünkü sihir siz göremeseniz de her tarafımızda ve onu hissetmek için sadece hayal etmeniz yeterli... Aslında düşününce hepimizin içinde bir tavuk döner var.

Bütün bu masalsı süreci kamerası aracılığıyla bize ulaştırmayı başaran ve bir tavuk döneri ilk defa vahşi doğada görüntüleyen Hasan İnceler ise o anları işte şöyle anlatıyor:

BÜYÜK GÖÇLER

Sabır, acı, mutluluk... Bilgelik istedim! Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi. Zenginlik istedim! Tanrı, çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi. Cesaret istedim! Tanrı, üstesinden gelmem için bana tehlike verdi. İyilik istedim! Tanrı bana fırsatlar verdi...

Minik tavuk döner kozasından çıkmak için 2 hafta boyunca adeta eriyip tekrardan yaşama sarılıyor. Hücreleri yeniden filizlenerek kanatlarını oluşturuyor. Artık uçmak için hazır.

Tavuk döner bu ikinci hayatına uçarak devam edecek, haftalarca sürünüp sabırla bu günü bekledi. Kısacık ömrüne kim bilir neler sığdıracak, tavuk döner en takdir ettiğim, varlığına en çok saygı duyduğum canlıdır. Aslında düşününce eminim hepmizin içinde bir tavuk döner var...

Teşekkürler Hasan İnceler...